Basından edindiğimiz bilgilere göre “cami hocaları nikâh kıyabilecek.”  Hükümetin yapmaya çalıştığı bu uygulama aleviler açısından ne gibi hükümlülükler getiriyor? Toplumu nasıl ayrıştırıp, yaralıyor. Aleviler inançlarının, ritüellerinin gereği nikâh töreni yapmıyorlar mı?  Biz Alevilerin çok önem verdiği “Devletin Laik yapısı” yapılanması zedeleniyor mu? Bu sorulara cevap aramak gerekir.

Alevi Bektaşi inancında (yolunda)  ikrar verme (söz verme) çok önemli bir olgudur.  Yola girmek isteyen Akli bir sorunu olmayan reşit bir kişi birey hiç kimsenin baskısı, yönlendirmesi olmadan kendi isteği ile yola girmek istediğini beyan eder. Bir rehberin eşliğinde varsa kendi ocak dedesi yoksa kendine yakın gördüğü bir dedenin huzurunda yola girmek için  “ikrar Cemi” yapılır. Burada aranan kriter. Dürüst, sözüne sadık, toplumda oturmasını, kalkmasını bilen bir birey olmaktır. Birey yolun temel ilkesi olan  “ öl ikrar verme öl ikrarından dönme, bu yol demirden leblebi, Ateşten gömlektir” kısacası insanlar olarak çok zor şartlarda, kalabilir sıkıntılar yaşayabiliriz. Bu şartlarda dahi, doğrudan, haklıdan ve toplumsal çıkarı ön plana çıkartan bir kişiliğe benliğe sahip olması gerekir. Aleviler, yasalara saygılı bir birey olma anlayışı içerisinde, evlenecek 18 yaşını doldurmuş canların ilk önce resmi nikâh yapılmasını şart koşar. Neden? Olmasını istemedikleri bir olay yaşandığında her iki tarafında yasal hak ve taleplerinin yerine gelmesi konusunda ihtiyaç duyulan yasal belgeye (evlenme cüzdanı) sahip olmalarını sağlamaktır. Bu nikahı da belediye başkanları veya yetkilendirdikleri memurlar ya da muhtarlar yerine getiriyor idi. Yaşadığı şehirde ve köyde belediye nin muhtarın sağladığı hizmeti almam, hiç görüşmem işim olmaz diyebilen bir yurtlaş a rastlanılmamıştır. Seçim olur, başkan veya muhtar kim olursa olsun bulunduğu bölgede ayrım yapmadan hizmet yapmak için anayasal bir zorunluluk vardır. (anayasanın 10. Maddesi) ülkemizde her hangi bir yurttaş, camiye, kiliseye, havraya, cem evine gitmeden ve bunların herhangi birine ihtiyaç duyabilir de duymadan da hakka yürüyebilir mi? Yürür.

Öyle ise bizim çağdaş, akılcı, bilimin ışığında herkesin inancına saygı duyarak, inancının gereğini yerine getirmede devlet üzerine düşeni yapmalıdır., hiç birini tercih etmeyenin de hak hukukunu korumak da devletin asli görevi olmalıdır.?  Bizler Hocaların resmi olarak nikah kıymaları mahalle baskısına dönüşüp,  bireylerin düşünceleri üzerinde bir baskı oluşturacağını düşünüyoruz.  Laiklik ilkesini derinden yaralayan Diyanet yapılanmasının , daha da önü açılarak din devletine giden yolu biraz daha güçlendirirken,  bilimsel aydınlanma ve bilgilenmenin önü perdelenmektedir. Ve Anayasamızın 2.maddesinde de belirtilen “Laiklik” ilkesinin zedeleneceği toplum bireyleri arasındaki ayrılıkların daha da körükleneceğini, düşünmekteyiz.  Bu gün dini nikah yok mu? Tabii ki var isteyen birey yasal nikah dan sonra, kendi inancına göre ibadet hanelerinde nikahları kıyıp (katılımcı şahitlerin huzurunda inancının gereği dualar okunması) yaşamlarını devam ettiriyorlar mı? Ettiriyorlar. Öyleyse bu toplumu inanç eksenli siyasal çıkarlar doğrultusunda tahrik etmek, ondan rant sağlamak kimseye yarar sağlamazken, günden güne azalan toplum bireylerinin birbirine inancını daha da zedeler. Hükümetten beklentimiz, devletin erkini belirli bir kesime çıkar sağlamaktan çıkararak, toplumsal çıkarı ön plana koyması, devletin her bireye aynı mesafede olmasını sağlamasıdır.

Muharrem erkan

Hıdır Abdal Ocak Dedesi