DİYANET İN MİSYONU.

Çağdaş, Demokrat, Gelişmiş ülkelerin belirtileri arasında,  halkın, çağın gerek simlerine göre bilimsel eğitim veren kurumları, bu eğitimi veren kurumların özerkliği, o ülkede Hukuka verilen değer,  hukukun, Adil, bağımsız, karar verebilen mekanizması,  halkın ortak çıkarları, bireylerin, kurumların üstünde görülmesi ve buna göre hareket edilmesi gösterilebilir. Devlet erki hiçbir şekil de, koşulda  kişilerin, toplumun inancını belirleme, inançsal eğitim verme gibi misyon yüklenmez. Bu gerçekler ortada dura dursun bu gün cumhuriyet gazetesinde şöyle bir haber yer aldı. “Diyanet, radyo ve televizyon yayınları inceleme komisyonu kurdu. Kurul radyo ve televizyon yayınları komisyonundan gelen proje ve programların radyo ve televizyonda yayınlanıp yayımlanmayacağına karar verecek”  bundan ben şahsen şunu anlıyorum, benim gibi çoğu insanda böyle anlayacağını düşünüyorum. Diyanetten vize alamayan hiçbir dizi, program yayınlanmayacak.  Belki halka şöyle bir intiba bırakılmak istenebilir. Biz diyanetin çizdiği inançsal yapıya uymadığımızdan bu gün bu ahlaksızları yaşıyoruz.  Sanki bu güne kadar diyanet hiçbir yerde yoktu da bu gün bu olaylar oldu imajını da yaratmak istenebilir.   O zaman şunu açık, açık sormak gerekir? Milli eğitim Bakanlığı çoğu okulları İmam hatip yaptı,  31 Ocak 2018 verilerine göre diyanetin bünyesinde 144 bin 250 kişi Alevi köyleri de dâhil zorunlu hoca atandı, kurulan tarikatlar aracılığıyla, ülkenin gayrisafi hâsılasından milyarlarca destek verildi, olanak, imkân sağlandı. kaderci bir toplum yaratarak yapılan bu kadar, hak ihlalleri, doğa ihlalleri, sonunda geldiğimiz durum bu. yine Diyanet kurumu 2019 yılı içerisinde bütçeden aldığı pay 10,5 milyar tl bu para bir inanca akıtılan miktar.

Bir taraftan devletin olanak ve imkânlarını en iyi kullanan tarikatlardan biri, Akil sağlığından bu gün şüphe duyulan aslında emir aldığı kaynaklara hizmet yapan anlayış darbe girişiminde bulundu. Bu imkân olanakları kimler nasıl sağladı bu gün yüzüne çıkarılamadı. Bu siyasi anlayış, bilimsel çağdaş, aklı ön plana alan bütün inançlara eşit mesafede duran Devlet erkinin dini inancı olmayan yapıdan çok hızlı bir şekilde bilinçli olarak uzaklaştırılmaktayız. Yargının verdiği kararlar şöyle dursun, 2 Ocak 2016 da Diyanet işleri başkanı Mehmet görmez  “ Bizim daima iki kırmızıçizgimiz olmuştur, bundan hiçbir zaman vazgeçmedik. Bir tanesi; Aleviliğin İslam’ın dışında bir yol olarak tarif edilmesi. Çünkü bin yıllık tarih bunu yalanlıyor, doğru olmadığını ortaya koyuyor. İkinci’side; Cem evlerinin caminin alternatifi, başka bir inancın mabedi gibi gösterilmesi”  diyerek Cem evlerini ibadethane olarak görmediğini, görmeyeceğini açıkça ifade etmiştir. Kurum başkanının açıklamasından denetlemelerde nasıl bir yol izleyeceğini tahmin etmek mümkün. Aleviler, Alevilik sansüre uğrayacağını basında yer almayacağını, alırsa şayet o kurum hakkında ceza yağabileceğini açıkça ifade ettiğini görmekteyiz. Alevilerin İnançsal ritüellerinden biraz bahsedecek olursak, bir insanın kendi anladığı dilde, ben türküm Türkçe tüm cem erenlerinin huzurunda” Döktüğümü dolduracağıma, yıktığımı kaldıracağıma, küstüğümle barışacağıma, ağlattığımı güldüreceğime, elime, dilime belime sahip olacağıma. Aşıma işime, Eşime sadık kalacağıma hakkıma razı olup başkalarının haklarını da kendi hakkım gibi koruyup kollayacağıma Allah eyvallah demek kimi kimleri rahatsız eder? Bu ritüel camide var mı? Cem evleri yıllarca yoldan gelenlerin yatakhanesi, inançsal anlamda insanların gönül rızalığını aldıkları onlara yemek verilen, adaklar kurbanlar tığlanan, lokmalar dağıtılan. Ruhen hakla dar didar olup, kendi öz dili ile anladığı dilde ibadetini yaptığı, hakka yürüyen bir can olduğu zaman,   “kul kuldan razı olmaz ise hakta kuldan razı olmaz”.  Anlayışı ile razılık rızalık alındığı, daha sonra en az 40 gün sonra yaşadığı toplumda yakınları eşi dostu, tüm cem erenlerini huzurunda Alacağı varsa alan vereceği varsa veren, razı eden edilen bir yer olan Cem evleri Camilerin alternatifi olmaz olamaz. Onun için bir mezhebin, anlayışın halkın özgürce kendini ifade ettiği haber aldığı kurumları denetleyen Radyo ve televizyon üst kurulunun diyanetin sansüründen geçirilmesini doğru, yerinde bulmuyoruz. Basın özerk olmalı. Basın şirketleri basının dışında başka alanda faaliyet yürüten şirketleri olmamalı. (çıkar çatışmasından kaynaklı gerçek haber yapamama endişesinden kaynaklı) halkın gerçek haber alma özgürlüğü kısıtlanmamalı, sansürlenmemeli.

 

HIDIR ABDAL OCAĞINDAN                                                                                                                                                                      ,                                                                                                    Dede Muharrem ERKAN