“Erdoğan, Türkiye’ye dönmeden önce Almanya’daki temasları kapsamında son olarak Köln’de inşa edilen caminin resmi açılış törenine katıldı.
Erdoğan, açılış töreninde yaptığı konuşmada Almanya’yı eleştirdi. Erdoğan, “Maalesef stratejik ortaklarımız hala bize delil diyor. Türk yargısı bunlarla ilgili karar verdi. Sizin kararlarınız geçerli, bizimki geçerli değil. Hangi delili arıyorsunuz? Bu nasıl bir anlayıştır? Ülkemizi kana bulayan katillerin burada ellerini kollarını sallayarak gezmelerine müsaade edilmemeli” dedi.”
Türkiye Cumhuriyetinin Anayasasının 2. Maddesi Türkiye Cumhuriyeti Laik, Demokratik, Sosyal, Hukuk Devletidir der. Öyle ise bir ülkenin Cumhuru, o ülkenin anayasasına bağlı kalması esas olması gerekenlerden biri olsa gerek. Gel gör ki “Laiklik” ilkemiz şu anda rafta. Kimin ne yaptığı değil bizim ülkemizin ne yaptığı önemli. Her hangi bir inancı, mezhebi, ön plana alarak diğerlerini görmemek oldukça yanlış bir şey olsa gerek. Bizlerin daha çok üreten, üretenin emeğine saygı kapsamında ekonomik ve sosyal anlamında değer verilen, ırk, inanç farlılıkları insanların kültürel bir zenginliği olarak görerek ilim, bilim konusunda eğitime gerekli olan desteği vererek, dünya ülke haklarına örnek teşkil edecek bir durumda olmamız gerekir iken uğraştığımız konulara bak. Bizim bu halimizi görenler bizi ne kadar ciddiye alırlar. İnsan hakları konusunda, yargının bağımsızlığında, hukukun üstünlüğünde, demokratik örgütlenmelerde, parti içi demokrasilerde örnek gösterilmemiz gerekir iken, düştüğümüz duruma bak. Senin mahkemen, benim mahkemem durumuna düşer bir konumdayız.
Cem evleri yasal statüye biran evvel kavuşsun, şu anda ki Cem evlerinin mimarileri tanımsız. Her hangi bir sıfatı yok.
Zorunlu olarak bir mezhebin inancı topluma dayatılmak tan vaaz geçilerek, din dersleri seçmeli hale getirilmelidir..
Ülkemizde kimse kendisini öteki olarak tanımlamamalı, yasalar, kanunlar, fırsatlar, hizmetler konusunda eşit birer birey olduğunu düşünüp insanca yaşadığı bir ülke konumuna ülkemiz getirilmelidir. Ekonomik yönden gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerin başında çıra yararken dünyada bir avuç insan mutlu huzurlu, diğer kesim kendini silah baronlarının birer maşası haline getirilmiş bir hal almış, adı din, mezhep, ırk, adına gözyaşları, insanların kanları akıyor, akmaya da devam ediyor. Pirimi zinde dediği gibi “ Dert bizde, derman ellerimizdedir. Ararsan bulursun, verirsen alırsın, inanmasan gelir görürsün” vermeden almak mümkün değil. Hep beraber iyiliği, birliği, beraberliği, kardeşliği, sevgiyi, paylaşımı, bir arada kardeşçe yaşamı arayacağız, bunun için emeğimizi, zamanımızı, paramızı vereceğiz. Sonunda hep beraber can olarak mutlu huzurlu bir arada yaşamanın mutluluğunu yaşayacağız.
Aşk ile.
Muharrem ERKAN.