(HUBYAR TEKKESİ HAKKINDA)

 

CÜMLE CANLARA;

 

Yol erlerinin hep söyledikleri ve tüm gayret ve çabalarıyla inancımız içinde uydukları kural “Yol cümleden uludur” prensibidir. Bu, bir anlamıyla „bireylerin, kişilerin, kurum ve kuruluşların kurallarından çok yolun kuralları geçerlidir“ demektir. Yola ikrar veren yol erenleri rehberle görgü darına durduklarında demiyor mu ki:  “Döktüğünü dolduracağına, yıktığını kaldıracağına, eline, beline, diline, sahip olacağına, aşına eşine işine sadık kalacağına, sana yapılmasını istemediğin hal hareket davranışları bir başkasına yapmayacağına, hakkına razı olup, başkalarının hakkını da kendi hakkın gibi koruyup koruyacağına” diye ikrar vermiyor mu?  Bu güne kadar yargının verdiği çoğu kararlarda “anti demokratik olduğu, siyasi erk den emir aldığı, hükümetin sesine kulak verdiğini” söyleyenler, yine aynı yargının Hubyar Tekkesi‘nin muhtarlığa teslim edilmesine,  bazı Alevi kurumlarıyla birlikte alkış tutuyor. Neler oluyor bize? Bazı Alevi örgütleri gerekli, araştırma,  dinleme, sorgulama gereği duymadan “Hubyar Sultan” türbesinin muhtarlığa teslim edilmesi konusunda doğal, bir olay gibi bakıyor, destek veriyorlar. Yol erenlerinin hak meydanında özünü turab a serip, eli erde yüzü yerde, özü darda dururken unutmaması gereken doğru bildiğini söylemektir. Yol ulularımızdan mürşit ocağı Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Serçeşmemiz, Ayasofya kilisesi gibi Kültür Turizm Müdürlüğüne Bağlı. Yine Anadolu’da önemli bir ocak olan Keçeci Baba Türbesi 2013 yılında muhtarlığın eline verildi. Muhtarlık türbenin girişinde bağış topluyor, elde ettiği geliri Erbaa özel idaresine aktarıyor. Sonuç da muhtarlık da devletin en küçük birimi.  Önceki yıllarda Keçeci‘de ikamet eden dedelerin evlerine kurbancılar gider dede, talip sıcaklığı yaşanır,  yol, erkan sürülürdü. Bu gün türbede kurulan yemekhanede  kurban sahipleri, kendi kesiyor pişiriyor, götürdüğü insanlarla lokmalarını yiyor, ziyaretini yerine getirip geliyor. Dedenin gülbangını deyişini, duazını, talip duymuyor. Burada farkında olunmadan taliple dedenin buluşmasının önü kesilmiş oluyor. Bu bir anlamıyla asimilasyon değil mi?

Bu gün Hubyar’da da buna benzer bir uygulama ile karşı karşıyayız. Tv kanallarında dergâhlarımız devlet tarafından işgâl altında diyeceksin, kalkıp diğer tarafta devletin en küçük birimi

muhtarlığa Hubyar Sultan Dergahı verilsin açıklamaları yapacaksın. Bu biraz tezat olmuyor mu? Canlar! Her can özünü dara çekmeli, yola zarar vermeden, benlik duygu düşüncelerden uzak durarak, canlar arasında bir sorun varsa, onun da yolun gereğince yerine getirmek dururken, taraf olmak niye? “canı candan ayıran nankördür” diyeceğiz, diğer taraftan taraf olacağız. Yolumuz da bu davranış düşkünlük nedenlerindendir.   Kin i, kibir i benliği yok ederek cümle canlara hizmet eri olan canlara  aşk ola.

 

Muharrem ERKAN

KARADENİZ ALEVİ BEKTAŞİ FED.KUR.BŞK.